PricewaterhouseCoopers’ın 40 ülkede gerçekleştirdiği ve Türkiye’nin ilk defa katıldığı araştırmaya göre şirketlerin neredeyse yarısı son iki yıl içerisinde ekonomik suç kurbanı oldu. Araştırmaya Türkiye’den katılan 105 şirketin üçte birinden fazlası ekonomik suçla karşılaştıklarını belirtirken en çok işlenen suçun; şirket varlıklarına yönelik hırsızlık olduğunu bildirdiler.
Yasal düzenlemeler ve kontrol sistemlerinde artan çabalara rağmen, ekonomik suç tüm dünyada şirketler için önemli bir tehdit olmayı sürdürüyor. Uluslararası denetim, vergi ve danışmanlık şirketi PricewaterhouseCoopers’ın (PwC) yayımladığı 2007 Küresel Ekonomik Suçlar Araştırması ’na göre, şirketlerin nerdeyse yarısı, son iki yıl içerisinde bir şekilde ekonomik suça maruz kaldıklarını bildirdiler. Bu oran 2005 yılında gerçekleştirilen araştırma ile paralellik gösterirken geçen süre boyunca, işlenen suçun şirketlere ortalama doğrudan mali kaybı yaklaşık yüzde 40’lık bir artışla 1,7 milyon dolardan 2,4 milyon dolara yükseldi. İki yılda bir gerçekleştirilen ve bu yıl 5 bin 400 küresel şirketin katılımıyla alanındaki en kapsamlı çalışma olan PwC Küresel Ekonomik Suçlar Araştırması Almanya’daki Martin-Luther Üniversitesi, Halle Wittenberg ile işbirliği içerisinde yürütüldü.
Türkiye sonuçları kaygı verici
Bu yıl Türkiye’den de 105 şirketin katıldığı araştırma, Türk şirketlerinin yaklaşık üçte birinin son iki yıl içerisinde ekonomik suçla karşılaştıklarını ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, Türkiye’de ekonomik suçlardan kaynaklanan mali kayıp, vaka başına ortalama
3,9 milyon dolar olarak hesaplanırken bu miktar, 2,4 milyon dolar olan dünya ortalamasından (yüzde 63) ve 3,4 milyon doları olan CEE (Orta ve Doğu Avrupa) ülkelerindeki miktardan (yüzde 15) önemli ölçüde yüksek.
Ekonomik suçların yarattığı toplam kayıp mali zararla da sınırlı kalmıyor. Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 59’u marka saygınlığının zarar görmesi, personelin moralinin azalması ve pazar payı kaybı gibi dolaylı zararlar da gördüklerini belirtti.
Araştırma, Türkiye’de ekonomik suç işleyenlerin yüzde 43’ünün şirket çalışanı olduğunu ortaya koyuyor. Bu sonuç, araştırmaya katılan şirketlerin kabullenmek istemediği bir durum olmakla beraber bu kişilerin dörtte birinin şirket yöneticileri olması da hayal kırıklığı yaratan bir başka sonuç oldu.
Araştırma, dünyada tipik bir suçlu profilinin genellikle erkek (yüzde 90) ve 31-40 yaşları arasında olduğunu gösteriyor (yüzde 63). Türkiye’de suç işleyenlerin yüzde 33’ü üniversite düzeyinde ya da daha yüksek eğitim görmüş kişiler. Bu oran dünya geneline (yüzde 50) ya da CEE Ülkeleri’ne (yüzde 69) göre düşük düzeyde kalmaktadır.
Araştırmaya göre, lüks bir yaşam biçimi sürdürme isteği kişileri ekonomik suç işlemeye yönelten en önemli neden. Bu durum, Türkiye’de de son ekonomik gelişmelerin, tüketimdeki aşırı artışın ve kişilerin en son çıkan ürünlere sahip olma isteğinin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Kişilerin bu tür etkenlere karşı zayıf olmaları, bireyler üzerinde mali sorunların neden olduğu baskı ve şirketlerdeki iç denetimlerin zayıf olması nedeniyle ortaya çıkan suç işleme eğiliminden kaynaklanabilmektedir.
Ekonomik suçlar en genel olarak rastlantı sonucu veya risk yönetimi ile ilgili denetimler ve sistemler aracılığı ile ortaya çıkmaktadır. Araştırmaya katılan Türk şirketlerinin dörtte biri bünyelerinde iç denetim (yüzde 16) ve şirket güvenliği (yüzde 5) olduğunu belirtse de, araştırma sonuçları ekonomik suçların yüzde 42’sinin “ihbar” sonucu ya da tesadüfen ortaya çıkarıldığını gösteriyor. CEE Ülkeleri’nde yüzde 25 olan bu oran dünya genelinde ise yüzde 34 düzeyinde. Suçun ortaya çıkarılmasındaki en büyük etkenin, şirket içinden ya da dışından yapılan ihbarların olması birçok suçun ise ortaya çıkarılamamakta olduğunun bir göstergesi.
Araştırma Türkiye’de ekonomik suçun fark edilmesini takiben şirketlerin gösterdiği tepkiler konusunda da kaygı verici sonuçlar ortaya koyuyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan şirketlerin yüzde 37’si suçluya karşı hiçbir uygulamada bulunmadıklarını bildirdi. Bu, CEE ülkelerinde ve dünya genelinde yüzde 16 olan oranın çok üstündedir. Bununla birlikte Türk şirketlerinin yüzde 32’si ekonomik suç işleyen çalışanlarını işten çıkarma yoluna gitmiştir.
PricewaterhouseCoopers Türkiye Ticari Anlaşmazlıkların Çözümü ve Suistimal İncelemeleri Direktörü Wayne Anthony: “Araştırma sonuçlarına ve incelenen suçlarla ilgili deneyimlerimize dayanarak, ekonomik suçların Türk şirketlerinin küresel piyasalardaki saygınlıkları üzerinde olumsuz etkilere yol açabilecek önemli ve büyüyen bir tehlike olduğuna inanıyoruz. Deneyimlerimiz, riskle ilgili farkındalıkları, dikkatleri ve hazırlıkları yüksek olan şirketlerin, daha fazla ekonomik suçu ortaya çıkarabileceklerini ve bu sayede zararı büyük ölçüde azaltacaklarını göstermektedir.
Ekonomik suçla mücadele süreklilik gerektirir. Ekonomik suçu tamamen yok etmek olanaksız olsa da şirketler, sürekli denetimler geliştirmeli, bunları periyodik olarak gözden geçirmeli ve suçun gelişip büyüyebileceği bir ortam yaratmamalarını sağlamak için, çalışanlarının şirketlerine olan bağlılıklarını artırmalılar” dedi.